Eşcinsel Evlilik ve Yasallaştırılmasındaki Önem

Zeynep Çağlayan
LGBT topluluğunun harflerinde varlığını sürdüren, gizlenen ya da aksine haklarını durmadan savunan eşcinsel bireyler dünyada ve özellikle ülkemizde çeşitli zorluklarla karşılaşmaktadır. Bu zorluklar; dışlanmalar, hor görülmeler, reddedilmelerden tutun da şiddet ve öldürülmeye kadar geniş bir yelpazede ikinci sınıf insan muamelesi görmekten oluşmaktadır. Diğer bireyler kadar insan ve sadece insan olmanın getirdiği temel yaşam haklarına sahip olmaları gereken, heteroseksüel kalıplara girmeyen bu bireyler bir şekilde bu haklarından alıkonulmaktadır. Bu haklar arasında yer alan düşünce ve ifade özgürlüğü, ülkemiz toplumunun yazısız normları yüzünden koyulan yasaklar tarafından tamamen yok sayılmakta. Dolayısıyla eşcinsel bireyler, heteroseksüel bireylerin sahip olabildiği topluma açık birlikteliği ve evliliği yaşayamamaktadır. Söz konusu yazısız normlarla bireyin bu temel hakkını elinden alarak ona insanlık dışı muamele yapmak hem bireyin psikolojisine hem de sağlığına büyük zararlar vermektedir. Buna sebep veren normlar ise en temelde din, ahlak ve aile kavramları tarafından şekillenmektedir. Ülkemizde aynı düşünce yapısından, inanç biçiminden ya da kültürden gelmeyen pek çok birey olduğu için bu tarz konular üzerinden eşcinsel evlilik ve birlikteliğe yasaklar koyulması yanlıştır. Eşcinsel evlilik Türkiye’de yasallaştırılmalıdır.
Aile kurabilmek sadece bir kadın, bir erkek ve onların çocuklarına özgü bir yapı olmamalıdır. Aile kan bağı, yasal ve duygusal yönden birbirine bağlı bireyleri anlatmak için kullanılır. Bu aynı zamanda aile olarak tanımlanan iki kişinin bir çocuklarının olması gerektiğinin şartını ortadan kaldırır. Örneğin bir abla ve kardeşi de ailedir. Ülkemizde ise heteroseksüel bir çift için bile evlilik daha gerçekleşmeden çocuk isteklerini dile getiren bir düşünce yapısı olduğu düşünüldüğünde, eşcinsel evliliğe karşı üreyememe yani çocuk sahibi olamama sebebinin kullanılması beklenen bir durum. Bu sebeple heteroseksüel dışı bir evlilik, aile kavramını tam karşılamayan beşerî bir birliktelik olarak da görülmekte (Can, 2013, s. 216). Fakat biyolojik olarak çocuk sahibi olamayan veya olmayı istemeyen pek çok heteroseksüel bireyin varlığı bu kullanılan argümanın doğuş noktasına soru işaretleri olarak geri dönüyor (Özenç, 2018, s. 570). Her ne kadar biyolojik olarak çocuk sahibi olamamanın evliliğin önüne geçmediği bir gerçek olsa da eşcinsel çiftlerin de çeşitli yollarla çocuk sahibi olması mümkün. Bu yollar arasında en başta yetimhanelerden çocuk evlat edinme ve daha sonra taşıyıcı annelik ile sperm donörlüğü var (National Health Service, 2020). Dolayısıyla heteroseksüel kalıbının dışındaki bütün bireyler dilerlerse çocuk sahibi olabileceği için bunun aksi üzerinden aile kuramamak gibi bir argümanın eşcinsel evliliğine engel olması doğru değildir.
Evlilik cinsel yönelim düşünülmeksizin ssssbireylere, toplum tarafından ve kendilerine karşı saygınlık ve güvenirlilik kazandırır (DePaulo, 2016). Bunun sebebi ise duygusal ve cinsel olarak kurulan bağların yasalar karşısında somutlaştırılması ve güvenceye alınmasıdır. Toplumun evli insanlara daha saygın bakması eşcinsel bireylerin evliliğinin yasallaştırılmasında çok önemli bir nokta. Şu anda toplum genelince “normal” olmayan bir ilişki olarak görüldüğü için eşcinsel bireylere bencil ya da sapkın gibi etiketler koyulmakta (Brow, 2009, s. 79). Bu etiketler yüzünden dışlanma, hor görülme ve hatta şiddet gibi ikinci sınıf insan muamelesi gören heteroseksüel olmayan bireylerin kendilerine karşı saygıları zarar görmektedir. Zarar gören saygıları ile psikolojileri, çevreye karşı davranışları, peşindense sağlıkları bozulmakta. Oysaki, Columbia Üniversitesi’nin yaptığı araştırmalara göre eşcinsel evlilik hakkı verildiğinde bu bireylerin mutluğuna paralel olarak sağlıkları da artmakta (Hatzenbuehler vd., 2012). Mutlu ve sağlıklı evli birer birey ise toplum tarafından daha kolay kabul edilir ve saygınlık kazanır. Yani eşcinsel evliliğin yasalarla korunması daha sonrasında da toplumsal kabulün gerçekleşmesi, eşcinsel bireylerin kendilerine ve çizginin devamında toplumun geneline olan saygınlıkları ve davranışları açısından kritiktir.
Eşcinsel evliliğin yasallaştırılması sadece bireylere eşitlikle birlikte gelen aile kurma mutluluğunu sağlamakla kalmayacak aynı zamanda buna henüz hazır olmadığını savunan ya da çeşitli normları yüzünden karşıt olan toplumun belirli bir kesiminde de kabullenme başlatacak. Tabii ki normlar toplumun zihninden hemen silinen bir parça olmadığı için bu süreç düşünüldüğü kadar kolay olmayacaktır. Fakat söz konusu sadece evlilik isteği gibi görünse de büyük çerçevede bir eşitlik ve özgürlük hakkı olduğundan dolayı zamanla toplumun geri kalanı da buna ayak uydurmak zorundadır. Ayak uydurmanın zorunluluğunun bir diğer sebebi ise zamanın geçmesi ve neslin değişmesidir. Yapılan bir araştırmaya göre, 18-29 yaş arasındaki genç neslin eşcinsel birlikteliğe toplum tarafından kabul edilebilir olarak bakmakta (Poushter ve Kent, 2020). Bu da demektir ki bakış açısı çok daha geniş bir nesil yeşermektedir. Değişen nesil ve buna bağlı değişen isteklere rağmen yerimizde saymak sadece heteroseksüel kalıplarına girmeyenlere ve onların savunucularına mutsuzluk ve de huzursuzluk getirecektir. Evlilik ise tam tersini. Çünkü eşcinsel evlilik hakkı aynı zamanda bu bireylerin kendilerini adadıkları ve nihai olarak istedikleri hayata ve özgürlüğe ulaşacakları en büyük kapıdır.

Kaynaklar

  • Can, İ. (2013). Tarih toplum ve kültür bağlamında aile ve kadın. Çizgi Kitabevi.
  • DePaulo, B. (2016, 19 Ekim). Is there a bias against single people? [Bekar insanlara karşı bir önyargı var mı?]. Psychology Today. https://www.psychologytoday.com/us/blog/living-single/201610/is-there-bias-against-single-people adresinden 17 Aralık 2021 tarihinde alındı.
  • Hatzenbuehler, M. L., O’Cleirigh, C., Grasso, C., Mayer, K., Safren, S. ve Bradford, J.     (2012). Effect of same-sex marriage laws on health care use and expenditures in sexual minority men: A quasi-natural experiment [Eşcinsel evlilik yasalarının cinsel azınlık erkeklerinde sağlık hizmeti kullanımı ve harcamalarına etkisi: Yarı doğal bir deney]. American Journal of Public Health, 102(2), 285-291.
  • National Health Service. (2020, 4 Mayıs). Having a baby if you are LGBT+ [LGBT+ iseniz bebek sahibi olmak]. https://www.nhs.uk/pregnancy/trying-for-a-baby/having-a-baby-if-you-are-lgbt-plus/ adresinden 15 Aralık 2021 tarihinde alındı.
  • Özenç, B. (2018). Yüksek Mahkeme’nin eşcinsel evlilik kararı ışığında eşitlik, demokrasi ve yargısal denetim. Ankara Üniversitesi SBF Dergisi, 73(2), 546-574.
  • Poushter, J. ve Kent, N. (2020, 25 Haziran). The global divide on homosexuality persists [Eşcinsellik konusundaki küresel ayrılık devam ediyor]. Pew Research Center. https://www.pewresearch.org/global/2020/06/25/global-divide-on-homosexuality-persists/ adresinden 18 Aralık 2021 tarihinde alındı.

Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.