Hayvan Deneylerine Artık Neden İhtiyacımız Yok: Biyolojik Farklılıklar ve Alternatifler
25 Haziran 2026Zeynep Günce Ayten
Hayvanların, insan çıkarları adına çeşitli deneylerde kullanılması MÖ 400 yılına dayanmaktadır (Kademli, 2020, s. 310). Bu deneylerin birçok alanda insanlara fayda sağladığı da bir gerçektir (Van Norman, 2019, s. 845). Hayvan biyolojisinin derinlemesine incelenmesinde ve çeşitli hastalıkların tedavisinin bulunmasında bu deneyler oldukça işlevsel olmuştur. Fakat hayvanların insan çıkarları için kullanılabileceği düşüncesi, insan merkezli bir bakış açısından kaynaklanır. Yılda yaklaşık 50 milyonun üzerinde hayvanın insanların çıkarları için deneylerde kullanıldığı tahmin edilmektedir (Kademli, 2020, s. 308). İnsanların bilimsel deneylerde denek olarak kullanılması nasıl kabul edilemez bir durumsa, hayvanların da benzer şekillerde kullanılmasına izin verilmemelidir. Bilimsel araştırmalarda denek olarak hayvanların kullanılması tamamen yasaklanmalıdır.
Hayvan türleri arasındaki biyolojik farklılıklar, hayvan deneylerinden elde edilen sonuçların büyük oranda insan biyolojisiyle uyuşmamasına neden olur (Van Norman, 2019, s. 846). Hayvan türleri arasında göz ardı edilemeyecek biyolojik farklılıklar vardır. Bu farklılıklar, aynı cins altındaki farklı hayvan türlerinden alınan sonuçların bile değişmesine yol açar (Van Norman, 2019, s. 850). Geçmişte hayvan deneylerinden alınan sonuçların insanlarda oluşacak toksisiteyi tahmin edememesi sonucu birçok insan ciddi zarar görmüştür (Van Norman, 2019, s. 846). Astım tedavisi için geliştirilen; sıçan, köpek ve maymunlarda güvenli bulunan Isuprel maddesinin yalnızca Büyük Britanya’da 3500’den fazla ölümle sonuçlanması bu olaylardan sadece bir tanesidir (Van Norman, 2019, s. 846). İnsanlar ve hayvanlar üzerinde yapılan bu toksisite deneyleri, Van Norman’a (2019, s. 846) göre %89 oranında uyuşmazlık göstermektedir. Öyle ki Bailey vd. (2014, s. 196) hayvan testlerinin sonuçlarının insanlara uyarlanabilirliğini yazı tura atmaya benzetmektedir. Hayvan deneyleri araştırmaya katkı sağlamamakla birlikte, uzun vadede zarar da verir. Örnekte olduğu gibi, insanlar için zararlı olabilecek maddeler insan kullanımı için onaylanabilir veya aksine faydalı olabilecek maddelerin araştırması hayvanlarda gösterdikleri toksisite nedeniyle durdurulabilir (Van Norman, 2019, s. 846). Ayrıca hayvan deneyleri oldukça maliyetli ve zaman alıcıdır. Bu kadar kaynak harcandıktan sonra elde edilen sonuçların %89 oranında tutarsız olması, çok ciddi maddi zarara ve zaman kaybına yol açar. Günümüzde hayvanları denek olarak kullanmak yılda milyonlarca hayvanın acı çekmesine ve ölmesine neden olmakla birlikte, insan sağlığına da kesin bir fayda sağlamamaktadır.
Hayvan deneylerinden daha güvenilir sonuçlar veren alternatif yöntemler mevcuttur ve her geçen gün ilerleyen teknolojiyle daha da gelişmektedir (Husain vd., 2023, s. 170). Önde gelen alternatif yöntemlere mikroakışkan sistemler (organ-on-a-chip) örnek verilebilir (Milani vd., 2024, s. 525). Mikroakışkan sistemler teknolojisi; laboratuvar ortamında oluşturulmuş, herhangi bir organın mekanik ve fizyolojik tepkilerini simüle edebilen üç boyutlu (3D) mikroakışkan hücre kültürüdür (Milani vd., 2024, s. 525). Milani vd. (2024, s. 541) yaptıkları çalışmalar sonucunda, organ-on-a-chip sistemi ile geliştirilen dokuların, taklit etmesi için üretildikleri dokuya benzer biyolojik tepkiler verdiğini, dolayısıyla bu teknoloji kullanılarak yapılan insan farmakokinetik tahminlerinin çok daha doğru sonuçlar vereceğini ileri sürer. Mikroakışkan sistemlerin yanı sıra in vitro hücre ve doku kültürleri, bilgisayar modelleri ve yapay zekâ (in silico) gibi gelişen başka teknolojiler de hayvan testlerine alternatif olmaktadır (Husain vd., 2023, ss. 167-169). Husain vd. (2023, s. 170) yaptıkları incelemeler sonucunda, hayvan testi yerine geçebilecek alternatif yöntemlerin çeşitli biyolojik testlerde denendiğini ve başarıya ulaştığını bulmuştur. Ayrıca Husain vd. (2023, s. 170), farklı alternatif yöntemlerin de önümüzdeki senelerde geliştirileceğini ve eldeki imkânların daha da ilerleyeceğini belirtir. Hayvan deneylerine alternatif olarak geliştirilen yöntemler, hayvan deneylerinden alınan sonuçlara kıyasla insana çok daha uyarlanabilir veriler sunmaktadır. Alternatif yöntemlerin varlığı ve her geçen gün modernleşmesi, hayvan deneylerine olan ihtiyacı tamamen ortadan kaldırmaktadır.
Hayvan deneyleri yılda 50 milyondan fazla hayvanın acı çekmesine ve ölümüne yol açmaktadır (Kademli, 2020, s. 308). Bu deneylerin insanların iyiliği için gerekli olduğu düşüncesi insan merkezli bir yaklaşımın ürünüdür ve milyonlarca canlının acı çekmesini haklı çıkarmaz. Geçmişte birçok alanda hayvan deneyleri tıp dünyasının gelişmesine yardım etse de günümüzde yapılan incelemeler bu deneylerin bilimsel araştırmalara iddia edildiği kadar katkı sağlamadığını kanıtlamıştır (Bailey vd., 2014, s. 196). Her geçen gün hayvan deneylerinden daha efektif sonuçlar veren alternatif yöntemler tasarlanmaktadır (Husain vd., 2023, s. 170). Milyonlarca hayvanın acı çektiği bu uygulamaların etik ve bilimsel gerekçelerle savunulması artık mümkün değildir. Hayvan deneyleri yerine süratle alternatif yöntemlere yönenilmelidir. Hayvan deneylerinin yol açtığı canlı kayıplarının ve hatalı tıbbi sonuçların önüne geçmek adına, hayvanların denek olarak kullanılması tamamıyla yasaklanmalıdır.
Kaynakça
Bailey, J., Thew, M. ve Balls, M. (2014). An analysis of the use of animal models in predicting human toxicology and drug safety. Alternatives to Laboratory Animals, 42(3), 179–199. https://doi.org/10.1177/026119291404200306
Husain, A., Meenakshi, D. U., Ahmad, A., Shrivastava, N. ve Khan, S. A. (2023). A review on alternative methods to experimental animals in biological testing: Recent advancement and current strategies. Journal of Pharmacy & Bioallied Sciences, 15(4), 165–172. https://doi.org/10.4103/jpbs.jpbs_380_23
Kademli, M. (2020). Deneysel psikoloji bakış açısıyla laboratuvar deneylerinde hayvan kullanımı ve etik ikilem. SDÜ Fen-Edebiyat Fakültesi Sosyal Bilimler Dergisi, (51), 308–325. https://dergipark.org.tr/tr/pub/sufesosbil/issue/59313/821081
Milani, N., Parrott, N., Galetin, A., Fowler, S. ve Gertz, M. (2024). In silico modeling and simulation of organ-on-a-chip systems to support data analysis and a priori
experimental design. CPT: Pharmacometrics & Systems Pharmacology, 13(4), 524–543. https://doi.org/10.1002/psp4.13110
Van Norman, G. A. (2019). Limitations of animal studies for predicting toxicity in clinical trials: Is it time to rethink our current approach?. JACC: Basic to Translational Science, 4(7), 845–854. https://doi.org/10.1016/j.jacbts.2019.10.008
