İletişimde Yeni Bir Kanal: Sosyal Medya

Emre Aslan
Teknoloji son iki yüz yıldan beri büyük ilerlemeler kaydetmiştir. Önce sanayi devrimi ardından internetin yaygınlaşmasıyla geleneksel manada bildiğimiz unsurlar, davranışlar değişmeye ve gelişmeye başlamıştır. İletişim kavramı da bu değişen, gelişen alanların içerisinde yer almaktadır. İnternetin 1.0 altyapısından 2.0 altyapısına geçmesi ve “wifi” teknolojisinin yaygınlaşmasının artmasıyla “sosyal medya” kavramı gündelik hayatın bir gerçeği olmuştur. Ayrıca, teknolojik ilerlemelerin yayılma hızı ve kalıcı olma durumu göz önüne alındığında teknolojik dönüşümden kaçınamayacağımız açıktır. Bu sebepten iletişimin de bu dönüşümün bir parçası olması doğaldır. Dahası, günümüz yaşam tarzı sebebiyle insanların günlük takvimleri oldukça yoğun hale gelmiştir. Bundan kaynaklı olarak insanlar zamandan tasarruf etmek için yeni arayışlara girmiştir ve bu alandaki çözümlerden biri de sosyal medya platformlarının kullanımı olmuştur. Bu mecranın kullanımının artması iletişimde yeni bir yönün oluşmasını da sağlamıştır. Başka bir deyişle, doğrudan, yüz yüze görüşmek iletişim için tek alternatif olmaktan çıkmıştır. Dahası, insanların seslenebilecekleri kitlelerin oranı artmış ve insanlar daha fazla kaynağa hızlı erişim sağlama imkânı edinmiştir. Bu sayede deneyimleyebilme şansımız olan bakış açılarının oranı da yükselmiştir. Sosyal medya, iletişimin yeni bir kanalı olmuştur.

“Sosyal medyanın faydaları ve zararları” (2016) adlı gazete haberine göre, sosyal medyanın beraberinde getirdiği yeniliklerden biri maddi güçlükler ya da bireyler arası konumların uzaklığı gibi birçok nedenle yapılamayan görüşmelerin sosyal medya platformları sayesinde gerçekleşebilmesidir. “Skype”, “Zoom” türevi platformlar bu ihtiyacı karşılayan uygulamalara birer örnektir. Ayrıca bu platformlar hem iş hem eğitim sektöründe köklü değişimlere yol açmıştır. Örneğin, bir iş toplantısının gerçekleşmesi için şirketler büyük mesafeler kat edip, otel masrafları yapmaları gerekiyordu. Günümüzde ise toplantılar sosyal medya platformlarının kullanımı sayesinde bu masraflar yapılmadan yalnızca internet bağlantısıyla gerçekleşebilmektedir. Ayrıca, “Linkedin” ve benzeri sosyal medya platformları sayesinde iş alanındaki bağlantıları oluşturmak kolaylaşmıştır. Pandemiyle birlikte eğitim sektörünün devamlılığı “Skype” ve “Zoom” platformları aracılığıyla devam edebilmektedir. 

Ayrıca “Cambly”, “Udemy” platformları gibi amaçları eğitim olan uygulamalar daha ulaşılabilir olduklarından geleneksel eğitime kıyasla daha fazla öğrenciye ulaşabilmektedir. Bunların dışında sosyal medya, ortak noktaları olan insanları bir araya getirerek yeni bağlantıların oluşması sağlamaktadır. “Facebook grupları” ya da “Steerr” bu tür uygulamalara örnektir. İnsanlar kişisel ilgi alanları veya hobileri ortak olan insanlarla önce bu platformlar aracılığıyla tanışır ve devamında ayın belli günlerinde toplu buluşmalar düzenleyerek ilişkilerini bir sonraki seviyeye taşıyabilirler. Başka bir deyişle, asosyallik sorunu yaşayan ya da hobileri bağlamında arkadaş arayanlar için bir çözüm netliğindedir.

Sosyal medyanın bir diğer getirisi de normal şartlarda seslerini çoğunluğa duyurma imkânı olmayan kişilerin büyük topluluklara seslerini duyurmasına yardım etmesidir. Özellikle “Twitter” ve benzeri uygulamalar bu alanlarda kendilerini göstermektedir. Daha spesifik olarak, “#metoo” hareketi bunun en büyük örneklerindendir (Aydın ve Gürbüz, 2019). Dünyanın pek çok bölgesinden fiziksel veya cinsel saldırıya uğramış insanlar yalnız olmadıklarını belittiler ve birbirlerini destekleyerek bu soruna dur dediler. Bu akım, başlarına gelen olaydan dolayı psikolojik sorunlar yaşayan bireylere adeta bir yardım eli de oldu. Kimi bireyleri intihardan kurtardı. Psikolojik desteğin haricinde de mağdurlar sosyal medya sayesinde daha cesaretli hale gelerek mağduriyetlerini yetkili makamlara illettiler. Ayrıca “SMA” hastaları gibi sesini büyük kitlelere iletmesi gereken bireyler yine bu uygulamalar aracılığıyla seslerini duyurmaktadır. 

Başka bir deyişle, sağlık sorunu olan kişiler sosyal medya uygulamaları üzerinden kendi durumlarını belirtip, ilaç ya da tedavi için gereken parayı toplayabilmektelerdir. Ayrıca “Twitch” ve “Youtube” türevi uygulamalar aracılığıyla ana akım medyada kendine yer bulamayan fikir yapısına sahip kişiler bu uygulamalar aracılığıyla yayın yaparak kendi kitlelerine ulaşabilmektedir. Bu sayede ana akım dışında düşünce yapısı olan kişiler kendilerini yalnız hissetmekten kurtulmuş olur. Buna ek olarak, “Twitch” ve “Youtube” içerik üreticileri kendi düşünce yapısına ve mizah yapısına sahip olan kişilere bir hizmet sunmuş olurlar.
İletişim en az bir göndericinin ve en az bir alıcının olduğu karşılıklı etkileşime geçilen bir süreçtir. Cüceloğlu’nun (2002) düşüncesine göre de taraflar birbirini fark ettiği andan itibaren iletişim başlar. İletişimi başlatan etmenlere baktığımızda, yirmi birinci yüzyılda alışılagelmiş tüm unsurların gereksinimlerinin değiştiği gibi iletişimin gereksinimleri de değiştirmiştir. Başka bir söylemle, iletişimi başlatacak olan etmenler çeşitlenmiş ve kendisini dönemine ayak uyduracak biçime getirmiştir. Toplumlar daha hızlı hareket eden bilgi-iletişim ağlarına ihtiyaç duymuştur. Bu noktada sorunu çözmek için sosyal medya platformları gerekli altyapıyı oluşturmuştur. Birimler arası irtibat kurmak artık daha az vakit almakta ve bir merkeze bağlı kalmaktan kurtulmuştur. Sosyal medya kullanımın artmasıyla birlikte yeni sektörler oluşmaya başlamış ve iletişim kurmak hiç olmadığı kadar kolay hale gelmiştir. Öte yandan bu mecraların bağımlılık yaptığı ve bazı kötü sonuçlara yol açtığı belirtilse de bu etkilere maruz kalmak ya da kalmamak tamamen kullanıcının yapısına bağlıdır. Teknolojinin gündelik hayattaki kabul durumu incelendiğinde geriye dönüş olmayacağı açıktır. Bu sebepten sosyal medyanın getirdiği yeniliklerden kaçınılmamalıdır. Aksine, yenilikler kabul edilmeli ve en doğru şekilde gündelik yaşama entegre edilip bu yeniliklerden faydalanılmalıdır.

Kaynaklar

Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.