Sanatta Başarı: Cinsiyetle Değil, Yetenekle

25 Haziran 2026
Deniz Çağla Otağ

Bir insanın sanattaki başarısı, cinsiyetinden bağımsız olarak, ortaya koyduğu nitelikli ve yetkin eserlerle ödüllendirilmelidir. Sanat ödüllerinde uygulanan “en iyi erkek oyuncu” veya “en iyi kadın oyuncu” gibi cinsiyet temelli kategoriler, her ne kadar tüm bireylerin eşit olduğu mesajını vermeyi amaçlasa da aslında başarıyı belirli kalıplara hapsetmektedir. Sanatın temel amacı, bireylerin yeteneklerini ve başarılarını ön plana çıkarmaktır. Kendini ikili cinsiyet sistemi dışında tanımlayan bireylerin ödül süreçlerinde yer bulamaması, sanatın gelişmesini ve özgürlük alanını kısıtlamaktadır (Akın, 2019, s. 22). Cinsiyet temelli kategoriler sadece toplumsal cinsiyet ayrımını derinleştirmekle kalmayıp, aynı zamanda sanatın evrensel gelişiminin önünde bir engel teşkil etmektedir.

Sanat ödüllerinde sürdürülen bu ayrım, eşitlikçi bir sistem gibi görünse de aslında sanat dünyasındaki kapsayıcılığı sınırlandırarak bireyler arasındaki eşitsizliği derinleştirmektedir. Cinsiyet temelli kategoriler, sanat dünyasındaki çeşitliliğin ve farklı kimliklerin görünür kılınması noktasında bir bariyer işlevi görmektedir (Ulusoy, 1999, s. 50). Bu tasnifler, kendini ikili cinsiyet dışında tanımlayan sanatçıların ödül süreçlerine dahil olamamasına ve sanat dünyasında görünmezleşmesine yol açmaktadır (Akın, 2019, s. 23). Örneğin ünlü şarkıcı Sam Smith, 2019 yılında Brit Ödülleri’nde kendini ikili cinsiyet sistemine ait hissetmediği için aday gösterilmemiş ve bu sürece dahil edilmemiştir (Akın, 2019, s. 23). Sanat, ırk, dil, kültür veya cinsiyetten bağımsız olarak tüm insanlar için evrensel olmalıdır (Ulusoy, 1999, s. 52). Ancak bu kategoriler, sanatın evrenselliğini kısıtlayarak sanatçıların yalnızca cinsiyet kimlikleriyle tanımlanmasına neden olmaktadır (Sankır, 2017, s. 187). Kadın ve erkek ayrımı yapmak, sanatın birleştirici ve bütünleştirici gücüne zarar vermektedir (İstanbul Kültür Sanat Vakfı [İKSV], 2020, s. 60). “En İyi Kadın” ve “En İyi Erkek” yerine kapsayıcı tek bir “En İyi” kategorisinin oluşturulması, hem cinsiyet eşitliğini destekleyecek hem de sanatın estetik gelişimine katkıda bulunacaktır. Bu sistem, tüm sanatçıların cinsiyetlerine göre değil, ortaya koydukları eserin sanatsal değeriyle değerlendirildiği daha adil bir süreci beraberinde getirecektir (Akalın ve Baş, 2018, s. 126).

Sanat, bireylerin yeteneklerini ve duygularını özgürce ifade ettikleri bir alandır. Sanat ödüllerinin verilmesindeki temel amaç, sanatçıları başarılarına göre onurlandırmaktır (Sankır, 2017, s. 188). Ne var ki, cinsiyet temelli kategoriler bu amacı zedeleyerek başarıyı değerlendirme sürecinde gereksiz bir ayrım yaratmaktadır (Akalın ve Baş, 2018, s. 114). Bir sanatçı cinsiyetine göre değil; yeteneğine, başarısına ve ortaya koyduğu eserin niteliğine göre değerlendirilmelidir (Akın, 2019, s. 25). Sanatta başarı, bireylerin iletmek istediği duygu ve düşünceleri izleyiciye başarılı bir şekilde aktarabilmesidir (Ulusoy, 1999, s. 63). Örneğin, Viola Davis ve Joaquin Phoenix gibi oyuncuların farklı kategorilerde değerlendirilmesi, başarılarının doğrudan karşılaştırılmasını engellemekte ve ödül fırsatlarını kısıtlamaktadır. Viola Davis’in Fences filmindeki başarısı ile Joaquin Phoenix’in Joker filmindeki

performansı aynı potada değerlendirilseydi, sanatçıların yeteneklerine odaklanan daha adil bir rekabet ortamı oluşabilirdi. Ayrıca, bu ayrımların ortadan kaldırılması sanat dünyasındaki rekabeti artıracak; sanatçılar performanslarını geliştirmeye daha fazla odaklanacaktır (Akalın ve Baş, 2018, s. 117). Bu durum, sanatın genel kalitesini yükseltecek ve sanatçıların ufkunu genişletecektir.

Sanat ödülleri, sanatın birleştirici ve evrensel gücünü savunmalıdır. Cinsiyet temelli kategoriler, sanatın özgün doğasına aykırıdır. Tüm ödül sistemleri sanatçıları cinsiyetlerine göre değil, performanslarına göre değerlendirmelidir (Akalın ve Baş, 2018, s. 126). Performansa odaklanan bir yaklaşım, yalnızca kadın ve erkek kimlikler için değil, kendini ikili cinsiyet sistemine ait hissetmeyen bireyler için de daha adil bir ödül süreci sağlayacaktır (Akın, 2019, s. 27). Cinsiyet temelli kategorilerin kaldırılması, sanatın gelişimine katkı sağlayan ve bireylerin eşitliğini gözeten elzem bir adımdır.

 

Kaynakça

Akalın, T. ve Baş, R. (2018). Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin kadın sanatçılara yansıması. Marmara Üniversitesi Kadın ve Toplumsal Cinsiyet Araştırmaları Dergisi, 2(2), 112–128.

Akın, B. A. (2019). Bir queer okuma: Sosyal dışlanma ve coming out bağlamında eşcinselliğin tiyatromuzda temsili. Yedi, (22), 19–29. https://doi.org/10.17484/yedi.522360

İstanbul Kültür Sanat Vakfı. (2020). Kültür-sanat dünyasında toplumsal cinsiyet: Katılım, temsil ve görünürlük. İKSV.

Sankır, H. (2017). Sanatın öznesi ve nesnesi olarak kadın. Kesit Akademi Dergisi, (11), 184–199.

Ulusoy, D. (1999). Plastik sanatlarda toplumsal cinsiyet. Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dergisi, 16(2), 61–70.